Hobiler Sadece Boş Zaman Aktivitesi mi?
Klinik Psikolog Seda CANSIZ
Çoğumuz hobileri; boş zamanı değerlendirmek ya da stres atmak için yapılan etkinlikler olarak düşünürüz. Spor yapmak, müzikle ilgilenmek ya da resim çizmek gerçekten de kendimizi daha iyi hissettirebilir. Ancak bu iyilik hâlinin arkasında yalnızca “kafa dağıtmak” ya da “zaman geçirmek” mi vardır? Psikodinamik kuram ve nörobilim, bu soruya farklı ama birbirini tamamlayan yanıtlar sunar.
Sigmund Freud, insan ruhunun yalnızca düşüncelerle değil; dürtüler, arzular ve yoğun duygularla da şekillendiğini söyler. Ancak insan, yaşamı boyunca bu içsel enerjiyi doğrudan dışarı vurmak yerine farklı biçimlerde düzenlemeyi öğrenir. Psikanalitik kuramın süblimasyon (yüceltme) adını verdiği süreç de tam olarak bunu anlatır. Süblimasyon, duyguların veya dürtülerin bastırılması değildir; aksine, kişinin içinde taşıdığı ruhsal enerjinin yaratıcı, üretken ve toplumsal olarak kabul gören alanlara yönelmesidir.
Burada amaç öfkeyi, rekabeti, arzuyu ya da yoğun duyguları ortadan kaldırmak değil; onlara yeni bir ifade yolu kazandırmaktır. Örneğin yoğun bir öfke yaşayan biri bunu çevresindeki insanlara yönelterek yıkıcı olabilir. Aynı kişi bu enerjiyi bir spor müsabakasında, yemek yaparken ya da yazı yazarken de kullanabilir. Duygu değişmez; değişen, onun yaşanma biçimidir.
Yazı yazan biri yaşadığı kaybı sözcüklere dökebilir. Bir dansçı dile getiremediği duygularını bedeniyle ifade edebilir. Bir sporcu rekabet ve mücadele duygusunu kuralları olan güvenli bir alan içinde yaşayabilir. Seramik ya da ahşapla uğraşan biri, kelimelere dökemediği yaşantılarını elleriyle şekillendirebilir. Dışarıdan bakıldığında birbirinden tamamen farklı görünen bu uğraşların ortak bir yönü vardır: Hepsi, insanın iç dünyasında taşıdığı yoğun enerjinin yaratıcı ve dönüştürücü bir biçimde ifade edilebilmesine imkân tanır.
Yetişkinin Oyun Alanı
Freud’un süblimasyon kavramı, hobilerin neden dönüştürücü olabileceğini anlamamızı sağlar. Donald Winnicott ise meseleye biraz farklı bir yerden yaklaşır. Winnicott’a göre insan yalnızca dürtülerini düzenlemeye ihtiyaç duymaz; aynı zamanda yaratmaya, oynamaya ve kendisini özgürce ifade edebileceği bir alan bulmaya da gereksinim duyar. Ona göre yaratıcılık yalnızca sanat üretmek değildir; dünyayla kurduğumuz ilişkiyi canlı ve özgün kılabilme biçimimizdir.
Çocuk için oyun neyse, yetişkin için de çoğu zaman hobiler odur. Çocuk oyun oynarken yalnızca eğlenmez; hayal kurar, dener, başarısız olur, yeniden başlar, korkularını işler ve kendisini keşfeder. Oyun, onun iç dünyası ile dış gerçeklik arasında kurduğu güvenli bir geçiş alanıdır. Yetişkinlikte ise bu alan kaybolmaz, yalnızca biçim değiştirir.
Bir gitarın tellerine dokunmak, bahçeye bir tohum ekmek, resim yapmak… Hobiler, yetişkinlikte oyunun aldığı yeni biçimlerdir. Bu etkinliklerin ortak noktası sadece keyif vermeleri değil, aynı zamanda insana performans baskısından uzaklaşabildiği, denemelerine izin verildiği bir alan sunmalarıdır. Winnicott’a göre insan kendisini en çok böyle alanlarda bulabilir. Çünkü kişi, sürekli başkalarının beklentilerine uyum sağlamaya çalışmadığında ve yalnızca yaptığı işle doğrudan ilişki kurabildiğinde çok daha özgün hisseder.
Bu yüzden birçok insan, uzun zamandır ihmal ettiği bir hobisine yeniden başladığında bunu yalnızca “iyi vakit geçirmek” olarak tarif etmez. Daha çok “Kendimi yeniden buldum,” “Uzun zamandır ilk kez nefes aldığımı hissettim” ya da “Kendim gibi hissettim” der.
Beynimizde Ne Oluyor?
Bir hobiye başlamak ve onu zaman içinde sürdürmek, beynimizdeki iki farklı sistem sayesinde mümkün olur: Bizi yeni bir uğraşa yönlendiren merak duygusu ve o eylemi kalıcı bir alışkanlığa dönüştüren öğrenme ile ilgili beyin bölgeleri.
Matthias Gruber, merak durumunun beynin ödül alanlarını harekete geçirerek hem ilgi duyduğumuz konuya hem de o sırada çevremizden algınan diğer verilerle oluşan bilgilere yönelik hafızayı önemli derecede güçlendirdiğini bulmuştur. Kidd ve Hayden’ın da belirttiği gibi, bir hobiye duyulan saf merakın öğrenmeyi neden bu denli kolaylaştırdığının biyolojik sırrı; beynin merak anında hafızaya bilgi alımını ve yeni verileri kaydetmeyi kendiliğinden çok daha kolay hale getirmesidir.
Wolfram Schultz ise bu hattı besleyen o meşhur dopamin hormonunun, ödülün kendisine değil; beklediğimiz şey (keyif) ile gerçekleşen arasındaki o heyecan verici farka tepki verdiğini kanıtlamıştır. Di Domenico ve Richard Ryan, bir eylemi dışarıdan bir ödül veya onay almak için değil, sadece kendisi için yapma eğiliminin (içsel motivasyonun) beynin en ilkel ödül sistemlerince desteklendiğini ortaya koymuştur.
Dietrich, bu motivasyonun en yoğun yaşandığı ve zamanın nasıl geçtiğini unuttuğumuz “akış” (flow) anında, beynin kendimizi sürekli eleştiren ve denetleyen kontrol merkezinin geçici olarak devre dışı kaldığını saptamıştır. Ulrich ve ekibi beyin görüntüleme cihazlarıyla yaptıkları deneylerde bunu doğrulamış; akış anında beynin kendini sürekli gözleyen alanlarının sustuğunu, sadece eyleme odaklanan merkezlerin tam bir uyum içinde çalıştığını kanıtlamıştır.
Alışkanlığın ve Kalıcılığın Sırrı
Bir hobiye ilk başladığınızda beynimizin bilinçli kısmı sürekli çalışır ve çok yorulursunuz. Ancak o hobiyi tekrar ettikçe, beyin bu işi kendiliğinden otomatik bir alışkanlığa dönüştürür.
Bir hobiyle uğraşırken, örneğin gitar çalmayı düşünelim; Balleine ve O’Doherty’e göre düşünen ön beyin: “Dur, gitarın perdesinme çok sert basma, parmağını tam şuraya koy, ritmi kaçırma!” derken, istemli/otomatik hareketlerden sorumlu olan beyin bölgesi ise: “Bırak, kaslarım ve parmaklarım burayı zaten ezberledi; ben düşünmeden de tıkır tıkır çalarım!” der. Yani arka planda prefrontal korteks (düşünen ön beyin) ile bazal ganglion (alışkanlık merkezi) sürekli bir rekabet ve iş birliği içinde çalışır.
Bilim insanlarının yürüttüğü beyin görüntüleme ve davranış araştırmaları, beynin içindeki bu gizli işleyişin arkasındaki diğer somut kanıtları da şöyle ortaya koymaktadır:
- Yin, Knowlton ve Graybiel, bu otomatikleşme sürecinin beyinde nasıl gerçekleştiğini göstermiştir.
- Tricomi, insanlarla yaptığı beyin görüntüleme deneylerinde, yoğun tekrar yapıldıkça beynin bu bölgelerindeki hareketliliğin arttığını fMRI cihazıyla göstermiş ve hayvanlar üzerinde elde edilen bu bulguların insan beyninde de geçerli olduğunu kanıtlamıştır.
- Phillippa Lally, günlük hayatın gerçek koşullarında yürüttüğü çığır açıcı çalışmada, yeni bir davranışın beynimizde tamamen otomatikleşmesinin ortalama 66 gün sürdüğünü ortaya koymuştur. Ancak bu sürenin kişisel farklarla 18 ile 254 gün arasında değişebildiğini göstererek, bir hobinin alışkanlığa dönüşme hızının neden kişiden kişiye bu denli farklılık gösterdiğini kanıtlamıştır.
- Wendy Wood ve Rünger, alışkanlıkların her gün aynı koşullarda tutarlılıkla tekrarlanan bilinçli davranışlardan doğduğunu vurgulamıştır. Bu otomatik işleyiş, beynimizin her seferinde yeniden karar almasını engelleyen, zihnimizi büyük bir enerji yükünden kurtararak hayatımızı kolaylaştıran biyolojik bir sistemdir.
Beynimiz Gençleşiyor
Bir hobiyi hayatımızda sürdürmenin faydaları sadece alışkanlık kazanmakla da sınırlı kalmaz; düzenli etkinlikler beynimizin yapısını doğrudan korur ve gençleştirir. Uzun yıllar süren klinik araştırmalar, bu koruyucu etkileri şöyle ortaya koymaktadır:
- Kirk Erickson, bir yıllık düzenli egzersiz programının (ki bu da sık karşılaşılan bir hobidir) yaşlı yetişkinlerde hafıza merkezinin boyutunu yaklaşık yüzde iki oranında büyüttüğünü saptamıştır. Bu büyümenin, beyindeki hücreleri besleyen özel proteinlerin artmasıyla gerçekleştiğini ve yön bulma/mekân hafızasını belirgin şekilde iyileştirdiğini kanıtlamıştır.
- Joe Verghese, uzun yılları kapsayan geniş bir araştırmada; okuma, satranç, müzik aleti çalma ve dans gibi zihinsel hobilerle uğraşan yaşlılarda bunama (demans) riskinin ciddi oranda azaldığını göstermiştir.
- Iizuka, beyin görüntüleme cihazlarıyla yaptığı güncel bir çalışmada bu bulguları doğrudan desteklemiştir. Hayatında üç veya daha fazla hobi çeşidiyle uğraşan yetişkinlerin beyinlerindeki hafıza ve düşünce merkezlerinin, hiç hobisi olmayanlara kıyasla fiziksel olarak çok daha büyük ve güçlü kaldığı saptanmıştır.
Bütün bu araştırmalar bize şunu gösteriyor: Bir hobiye başlamak beynimizin ödül ve merak sistemini harekete geçirirken, onu inatla sürdürmek alışkanlık merkezlerimizi devreye sokar. Düzenli olarak devam ettirilen tüm bu uğraşlar ise zamanla beyin yapımızda ölçülebilir, koruyucu ve gençleştirici izler bırakır.
Sonuç
Hobiler, yalnızca boş zamanı değerlendirme biçimi değildir; insanın kendisiyle kurduğu ilişkinin en sessiz ama en güçlü yollarından biridir. Psikanalitik kuram bize insanın yalnızca çalışan, üreten ya da sorun çözen bir varlık olmadığını; aynı zamanda oynayan, hayal kuran, yaratan ve kendini ifade etmeye ihtiyaç duyan bir canlı olduğunu hatırlatır. Nörobilim ise bu anlamlı uğraşların beynimizi yaşlanmaya karşı nasıl koruduğunu, hafızamızı ve dikkatimizi şekillendirerek zihnimizi doğrudan sakinleştirdiğini kanıtlar. Farklı disiplinlerden gelen bu iki bakış açısı şu noktada buluşur: İnsan, yalnızca hayatta kalarak değil; anlam bularak da iyi olur.
Ancak bunun tek bir yolu yoktur. Kimi insan yazarken kendisini daha iyi tanır, kimisi bahçeyle uğraşırken zihninin sakinleştiğini fark eder. Kimisi müzikle, kimisi seramikle, kimisi dağ yürüyüşleriyle, kimisi de bir takım sporuyla yeniden canlı hissetmeye başlar. Bazen bir roman okumak, bazen fotoğraf çekmek, bazen örgü örmek insanın kendisiyle kurduğu ilişkiyi dönüştürebilir.
Önemli olan “en faydalı” hobiyi bulmak değildir. Önemli olan; bizi kendimize biraz daha yaklaştıran, merakımızı canlı tutan ve yalnızca performans göstermeden de var olabildiğimizi hissettiren bir uğraşla karşılaşabilmektir. Bu nedenle bir hobi, yalnızca zaman geçirmek demek değildir; uzun zamandır ihmal ettiğimiz bir yanımızla yeniden tanışmanın, kendimizle daha canlı, daha yaratıcı ve daha özgün bir bağ kurmanın yollarından biridir.
Kaynaklar
- Balleine, B. W., & O’Doherty, J. P. (2010). Human and rodent homologies in action control: Corticostriatal determinants of goal-directed and habitual action. Neuropsychopharmacology, 35(1), 48–69. https://doi.org/10.1038/npp.2009.131
- Bunzeck, N., & Düzel, E. (2006). Absolute coding of stimulus novelty in the human substantia nigra/VTA. Neuron, 51(3), 369–379. https://doi.org/10.1016/j.neuron.2006.06.021
- Di Domenico, S. I., & Ryan, R. M. (2017). The emerging neuroscience of intrinsic motivation: A new frontier in self-determination research. Frontiers in Human Neuroscience, 11, Article 145. https://doi.org/10.3389/fnhum.2017.00145
- Dietrich, A. (2004). Neurocognitive mechanisms underlying the experience of flow. Consciousness and Cognition, 13(4), 746–761. https://doi.org/10.1016/j.concog.2004.07.002
- Erickson, K. I., Voss, M. W., Prakash, R. S., Basak, C., Szabo, A., Chaddock, L., Kim, J. S., Heo, S., Alves, H., White, S. M., Wojcicki, T. R., Mailey, E., Vieira, V. J., Martin, S. A., Pence, B. D., Woods, J. A., McAuley, E., & Kramer, A. F. (2011). Exercise training increases size of hippocampus and improves memory. Proceedings of the National Academy of Sciences, 108(7), 3017–3022. https://doi.org/10.1073/pnas.1015950108
- Freud, S. (1905). Three Essays on the Theory of Sexuality. Standard Edition, 7, 123-243.
- Freud, S. (1923). The Ego and the Id. Standard Edition, 19, 1-66.
- Graybiel, A. M. (2008). Habits, rituals, and the evaluative brain. Annual Review of Neuroscience, 31, 359–387. https://doi.org/10.1146/annurev.neuro.29.051605.112851
- Gruber, M. J., Gelman, B. D., & Ranganath, C. (2014). States of curiosity modulate hippocampus-dependent learning via the dopaminergic circuit. Neuron, 84(2), 486–496. https://doi.org/10.1016/j.neuron.2014.08.060
- Iizuka, A., Murayama, H., Machida, M., Amagasa, S., Inoue, S., Fujiwara, T., & Shobugawa, Y. (2021). Leisure activity variety and brain volume among community-dwelling older adults: Analysis of the Neuron to Environmental Impact Across Generations Study data. Frontiers in Aging Neuroscience, 13, Article 758562. https://doi.org/10.3389/fnagi.2021.758562
- Kidd, C., & Hayden, B. Y. (2015). The psychology and neuroscience of curiosity. Neuron, 88(3), 449–460. https://doi.org/10.1016/j.neuron.2015.09.010
- Lally, P., van Jaarsveld, C. H. M., Potts, H. W. W., & Wardle, J. (2010). How are habits formed: Modelling habit formation in the real world. European Journal of Social Psychology, 40(6), 998–1009. https://doi.org/10.1002/ejsp.674
- Schultz, W., Dayan, P., & Montague, P. R. (1997). A neural substrate of prediction and reward. Science, 275(5306), 1593–1599. https://doi.org/10.1126/science.275.5306.1593
- Tricomi, E., Balleine, B. W., & O’Doherty, J. P. (2009). A specific role for posterior dorsolateral striatum in human habit learning. European Journal of Neuroscience, 29(11), 2225–2232. https://doi.org/10.1111/j.1460-9568.2009.06796.x
- Ulrich, M., Keller, J., & Grön, G. (2016). The neural signatures of experimentally induced flow experiences identified in a typical fMRI block design with BOLD imaging. Social Cognitive and Affective Neuroscience, 11(3), 496–507. https://doi.org/10.1093/scan/nsv133
- Verghese, J., Lipton, R. B., Katz, M. J., Hall, C. B., Derby, C. A., Kuslansky, G., Ambrose, A. F., Sliwinski, M., & Buschke, H. (2003). Leisure activities and the risk of dementia in the elderly. New England Journal of Medicine, 348(25), 2508–2516. https://doi.org/10.1056/NEJMoa022252
- Winnicott, D. W. (1953). Transitional Objects and Transitional Phenomena. International Journal of Psychoanalysis, 34, 89-97.
- Winnicott, D. W. (1965). The Maturational Processes and the Facilitating Environment. London: Hogarth Press.
- Winnicott, D. W. (1971). Playing and Reality. London: Tavistock Publications.
- Wood, W., & Rünger, D. (2016). Psychology of habit. Annual Review of Psychology, 67, 289–314. https://doi.org/10.1146/annurev-psych-122414-033417
- Yin, H. H., & Knowlton, B. J. (2006). The role of the basal ganglia in habit formation. Nature Reviews Neuroscience, 7(6), 464–476. https://doi.org/10.1038/nrn1919
